Kripto Borsalarında Domino Etkisi!

ABD’li düzenleyicilerin kripto borsalarına yönelik yürüttüğü yasal süreçler, birçok kripto borsasında domino etkisi yarattı.

Bir dönem dünyanın en büyük kripto para borsalarından birisi olarak tabir edilen FTX, kullanıcı varlıklarını kullanması sonucunda büyük bir çöküş yaşamıştı. Bu çöküşün ardından gelen iflaslar, ABD’li düzenleyicileri harekete geçirdi. Genel olarak kripto para birimlerini denetleyen düzenleyiciler, son zamanlarda kripto para borsaları üzerindeki etkisini şiddetlendirdi. Listede, KuCoin, Binance, Huobi gibi güçlü borsalar da yer alıyor.

ABD’li Düzenleyiciler, Kripto Borsalarına Yöneldi

Kripto borsası FTX’in kullanıcı varlıklarıyla işlem alması ve sonucunda büyük bir çöküş yaşaması, ABD’li düzenleyicileri harekete geçirdi. Düzenleyiciler, kripto para borsaları üzerindeki baskılarını şiddetlendirerek, borsaları tek tek soruşturmaya başladı.

Düzenleyiciler, mevcut kripto düzenleme boşluklarından yararlanarak, yetkilerini daha fazla kullanmaya başladı. Henüz küresel çapta kripto yasaları ve düzenlemelerinin olmayışı, borsaların ve kripto paraların süreçlerini de sekteye uğratıyor. Düzenleyiciler, kripto hakkında henüz tam bilgiye sahip olmaması nedeniyle, ortaya çıkan her türlü FUD’u bir tehdit olarak değerlendiriyor. Bu durumdan en çok etkilenen kripto borsası ise Binance oluyor.

FTX’in iflasından sonra kripto borsalarında tek tek soruşturma başlatan düzenleyiciler, ilk olarak Rusya merkezli Bitzlato’yu hedef almıştı. ABD Adalet Bakanlığı’nın da devreye girdiği bu olayda, Bitzlato’nun operasyonlarına darbe vurulmuştu. Son zamanlardaki haber akışına da bakıldığında, düzenleyicilerin durmayacağı anlaşılabiliyor.

Kripto Borsalarında Domino Taşları Devriliyor

FTX’in iflası sonrasında başlayan hukuksal mücadeleler, beraberinde birçok kripto borsasında da domino etkisi yarattı. Bitzlato’nun, ABD’li düzenleyicilerin ve ABD Adalet Bakanlığı’nın baskılarına maruz kalmasının ardından, domino taşları diğer borsalara devrilmeye başladı.

Binance, Paxos’un ihraççısı olduğu BUSD konusunda düzenleyicilerin radarına girerken, basında birçok dedikodu da ortaya atılmıştı. Binance’in, Binance US ile ABD’li düzenleyicileri atlatmaya çalışması ve BUSD konusundaki menkul kıymet iddiaları ile suçlamaların merkezine koyulması dikkat çekti.

FTX’in iflas ettiği, Bitzlato’ya operasyon uygulandığı, Binance’in diken üstünde hareket ettiği ortamda, domino taşları diğer borsalara doğru devrilmeye başladı. Geçtiğimiz gün, New York Başsavcılığı tarafından KuCoin’e dava açıldı. Başsavcılık, KuCoin’in başsavcılığa kaydolmadan menkul kıymet tanımını karşılayan token’lar sunarak menkul kıymetler yasalarını ihlal ettiğini iddia etti. Ayrıca açılan davada, KuCoin’in bir menkul kıymet olduğu ve kayıt dışı işler yürüttüğü ifade edildi.. Bu dava haberi, kripto para piyasasında güçlü bir düşüş yaşattı.

KuCoin’deki bu hareketliliğin olduğu saatlerde, bir diğer kripto borsası Huobi de sert etkilendi. Huobi tarafında, borsanın kripto para birimi HT’nin ilginç hareketler sergilediği gözlemlendi. Panik satışı ve sonrasında balina toplaması olarak adlandırılan bu iniş-çıkış, Huobi danışmanı Justin Sun’ın açıklamalarıyla netlik kazandı. Sun’a göre, Huobi’nin coin’i HT likidite sıkıntısı yaşamış ve böyle bir duruma düşülmüştü. Diğer taraftan Kraken ve Gemini de birçok hukuksal süreçlerle mücadele ediyor.

Kripto Borsalarının Üzerindeki Baskılar

FTX’in iflas etmesiyle birlikte, ABD’li düzenleyici ve yargı güçlerinin baskıları şiddetlenmeye başladı. Nasdaq tarafına kayıt olan ve düzenleyicilerden geçen Coinbase, bu baskılardan en az etkilenen kripto borsası olarak öne çıkıyor. Ancak Coinbase, likidite sıkışıklığı yaşarsa hizmetlerini sonlandırmak zorunda kalabilir. Bu nedenle ABD’li düzenleyicilerin baskıları, tüm kripto endüstrisini kapsıyor olabilir.

Neden kripto para borsaları?

Kripto para borsaları, kripto endüstrisinin en önemli yapı taşlarından birisi olarak öne çıkıyor. Borsalar, milyonlarca yatırımcının işleme sokacağı milyarlarca dolarlık yatırımları, kripto projeleriyle buluşturuyor. Geleneksel ekonomideki bankaların, dijital para birimlerindeki hali gibi olan kripto borsaları, ABD’nin dikkatinden kaçmıyor.

ABD doları ile küresel ekonomiye yön veren kıta ülkesi, enflasyonun tavan yaptığı ve faiz artışlarıyla doların gücünün artırılmasının amaçlandığı bu dönemlerde, kripto para borsalarındaki serbest dolar akışına odaklanıyor. ABD, doların kendileri tarafından kontrol edilmemesini hiçbir zaman kabul etmedi.

Kripto borsalarının bu nedenle ABD’deki düzenleyicilere kayıt olmaları, işlem şeffaflığıyla ABD düzenleyicilerine hesap vermeleri ve menkul kıymet olan ürünlerini bildirmeleri gerekiyor. Ancak “merkeziyetsizlik” tabiriyle ortaya çıkan kripto endüstrisi, bunu gerçekleştirmesi halinde geleneksel finans ürünlerinden birisi haline gelme riskine sahip.

Çatışma ortamına dönüşen ABD’li düzenleyiciler ve kripto borsaları arasındaki ilişkide, Binance’in yoğun mesaisi gözlerden kaçmıyor. Binance, neredeyse her ay düzenleyicilerin radarına girecek bir olay ile gündeme geliyor. Ancak Binance CEO’su Changpeng Zhao, bunları önceden tahmin etmiş ve her türlü saldırıya hazırlıklı olacaklarını söylemişti.

Kripto borsalarındaki bu baskıların sonucunda neler olacak?

Kripto borsalarının üzerindeki düzenleyici baskıları, birçok kripto borsasının iflas etmesine veya çökmesine yol açabilir. Bunun sebebi olarak, bir dönem iflas eden ve herkesin “likidite sıkışıklığı” kavramını öğrenmesini sağlayan FTX gösterilebilir. FTX’in müşteri fonlarıyla işlem alması ve kasada para bırakmadığının ortaya çıkması sonucunda, panikle paralarını borsadan çekmeye çalışan müşterilerin sayısında artış yaşandı. Bu artış, FTX‘in likidite sıkışıklığı yaşamasına ve iflas etmesine yol açtı.

Bu durum, diğer borsalarda da benzer işlevsellik görüyor. Çünkü kripto borsaları, kullanıcı varlıklarını borsadaki varlıklarla güvence altına alıyor ve birebir oranda karşılamaya çalışıyor. Borsanın gelir kaybı yaşaması, hack’lenmesi, yasaklanması durumunda, birebir oranında karşılık veremeyen borsaların çökmesi muhtemel gözüküyor.

ABD’li düzenleyicilerden rezerv kanıt sistemine yönelik sert cümleler de bu nedenle geliyor. Çünkü düzenleyiciler, yaptırım uygulamak istedikleri borsalarda likidite sıkışıklığı yaratırlarsa, binlerce kripto yatırımcısının mağdur olacağını biliyor. Bu nedenle ABD’li düzenleyiciler, kripto borsalarına yaptırımdan ziyade soruşturma açarak yaklaşıyor. Bu durum bile, borsanın yatırımcılarını panikletiyor ve borsadan yüklü varlık çıkışları gözlemleniyor.

ABD’li düzenleyiciler bu baskıları devam ettirir ve daha da şiddetlendirirse, paralarını kurtarmak isteyen kripto yatırımcılarının sayısında büyük bir artış yaşanacak. Bu durum neticesinde, kripto borsalarından çıkış talebi yapılan fiat para birimleri de milyarlarca dolara ulaşabilir.

Milyarlarca dolarlık para çıkışını karşılayamayacak olan kripto borsaları, rezerv kanıtı sistemindeki sapmaların neticesinde çekim işlemlerini durdurmak zorunda kalabilirler. Böylelikle domino taşı etkisiyle, bir borsanın çökmesi diğer kripto borsalarının da çökmesine yol açabilir. Çünkü kripto borsaları, mevcut rezerv varlık kanıtlarını kullanıcıları üzerinden yansıtıyor.

Olası bir toplu kripto borsası çöküşünde, merkeziyetsiz borsalar ve cüzdanlar dışındaki tüm kripto varlıkların kaybolması olası ihtimal olarak masada yer alıyor. Böyle bir durumda, FTX ve Terra krizlerindeki gibi yaklaşık 50 milyar dolarlık bir paranın buharlaşması söz konusu.

Masada yer alan bu riskler ve milyonlarca kripto yatırımcısının korunması gerekliliği, ABD’li düzenleyicileri daha planlı ve daha sakin bir yaklaşıma itiyor. MtGox, FTX, Bitzlato gibi borsaların yıkılışı, domino taşının sonraki borsalara sekip sekmeyeceği ve ABD’nin nasıl bir final ile kripto piyasalarını eline alacağı merak konusu oluyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir